TÜRKİYE’DE ZİHİNSEL ENGELLİLİĞİN DAĞILIMI

DİE tarafından gerçekleştirilen Türkiye Özürlüler Çalışması verilerine göre Türkiye genelinde 331,243 zihinsel engelli kişi olup, bunların 214,205’i eğitim çağı olan 29 yaş ve altında (% 65), 59,679 kişi ise eğitim ve yakın bakım çağı olan 9 yaş altındadır4.

 
 

Prof.Dr. Muzaffer Metintaş

SOMET Zihinsel Gelişim Derneği

ESOGÜ Tıp Fakültesi

 

 

 

 

 

 

 

DİE tarafından gerçekleştirilen Türkiye Özürlüler Çalışması verilerine göre Türkiye genelinde 331,243 zihinsel engelli kişi olup, bunların 214,205’i eğitim çağı olan 29 yaş ve altında (% 65), 59,679 kişi ise eğitim ve yakın bakım çağı olan 9 yaş altındadır4. (Bu değerlendirmede 30 yaş üstü zihinsel engelli kişiler eğitim ve rehabilitasyon şansını kaybetmiş kişiler olarak alınacaktır).

 

Resmi (yayınlanan) kaynaklara göre ülkemizde kurumsal olarak eğitim ve bakım hizmeti alan zihinsel engelli kişilerin kurumsal dağılımı şöyledir5-8:

 

MEB özel eğitim kurumları, mesleki eğitim merkezleri, özel alt sınıflar, kaynaştırma eğitimi veren sınıflar dahil toplam 41,499 zihinsel engelli eğitim almaktadır6.

 

SHÇEK resmi kuruluşlarında 3,960 zihinsel engelli bakım ve barınma hizmeti alırken, özel rehabilitasyon merkezlerinde yaklaşık 40,000 kişi eğitim almakta olup, SHÇEK çatısı altında toplam 44,000 zihinsel engelli hizmet almaktadır8 .

 

Anadolu Üniversitesi, Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Trakya Üniversitesi’nde toplam sayısı 600 – 1000 civarında olan öğretilebilir zihinsel engelli kısmi süreli – seanslı eğitim almaktadır.

 

Bütün bu sayılar bir araya getirildiğinde ülkemizde kurumsal olarak eğitim ve/veya bakım hizmeti alan zihinsel engelli kişi sayısı yaklaşık 87,000 kişidir.

 

A. TÜRKİYE’DE ZİHİNSEL ENGELLİLİK HİZMETLERİ İLE İLGİLİ SORUNLAR

 

I. Grup sorunlar: Hizmet alması gereken grubun doğru tespiti:

1.    DİE rakamlarının dağılımı dikkatle incelendiğinde ülkemizdeki 331,243 destek, bakım ve/veya eğitim hizmeti alması gereken zihin engellinin yaklaşık 87,000’i bu hizmetlerden yararlanabilmektedir; yararlanma oranı % 26,3’dir. Ancak DİE’nin sunduğu veriler çok kısıtlı ve olanın (mevcudun) çok altındaki rakamlardır; bu rakamlar sadece ulaşılabilir kişileri kapsamaktadır.

2.    Eğitilebilir – öğretilebilir özellikte normal sınır altında (IQ 80 altı) zihinsel engelliliği dahil edildiğinde popüler bilgiye göre % 2 oranıyla zeka seviyesi normalin altında, yani “zihin engelli genel tanımı” içine giren kişi sayısı ülkemiz için 1,380 000 kişiye karşılık gelmektedir. Bu kişilerin de % 65’i, yani 897,000’i  30 yaş altında olmalıdır.

3.    Epidemiyolojik yöntemler kullanılarak yapılan bilimsel çalışmalarda1-3 elde edilen “zihinsel engelli kişi insidansı” nın % 1’ in altında olduğu kabul edilir ve ülkemiz için bu oran ortalama % 0,8 olarak alınırsa ülkemiz için “deklare edilebilir zihinsel engelli kişi” sayısının 552,000 olması gerekir. Bu kişilerin de % 65’i, yani 358,800’ü  30 yaş altında olmalıdır.

4.    Zihinsel engelli kişiler topluluğunda engellilik şiddetine göre bir ayırım yapıldığında;

i.     Yukarıdaki oranlar dikkate alındığında ortalama % 0,8 oranı ile ülkemizde olması gereken 552,000 tespit edilebilir zihinsel engellinin 110,000’i “hafif” derecede engelli, 165,000’i “orta” derecede engelli, 165,000’i “ileri”, en az 110,000’ i de “çok ağır” derecede zihinsel engelli olmalıdır.

ii.   “Eğitilebilir zihinsel engelli kişi” sayısı (% 25 oranı ile) tüm yaş gruplarını kapsamak kaydıyla 138,000 kişi, 30 yaş altı olarak da 89,700 kişi olmalıdır.

iii. “Özel eğitim ve rehabilitasyon programına alınması gereken kişi sayısı ise yine tüm yaş gruplarını kapsamak kaydıyla 304,000, 30 yaş altı olarak da 197,600 kişidir (Bu rakam “eğitilebilir” ve “çok ağır zihinsel engelliler” “toplam zihinsel engelliler” sayısından çıkarılarak bulunmuştur).

iv.  Sonuç olarak, iyimser ve gerçekçi-uygulanabilir bir rakamla  ülkemizde 397,300 zihin engelli kişinin anayasal hakkı olan “özel eğitim-rehabilitasyon ve bakım” imkanına sahip olması gerekir.

5.    Daha önce belirtildiği gibi bazı Anglo-Sakson literatürü “yaşam için bir başka kişi ve kurumun destek ve bakımına ihtiyacı olan ağır zihinsel engelli kişi” tanımına uyan kişi oranını olarak % 01 olarak vermektedir. Bu durumda bile ülkemizde yaşam için başkasına ve kurumsal bakıma muhtaç durumdaki zihin engelli kişi sayısı yaklaşık 69,000 olmaktadır.

 

II. Grup sorunlar: Hizmet alan grubun alması gerekene göre dağılımı:

1.      Tüm yaş gruplarına göre ülkemizde toplam zihin engelli sayısı 552,000’dir. Bu 552,000 kişinin “eğitim-rehabilitasyon ve bakım” hizmeti alması bir anayasal haktır. Ancak ülkemiz kurumları bu rakamın 87,000’e bir çeşit hizmet verebilmektedir.

2.      Ülkemiz için 30 yaş ve üstü zihin engelli kişileri feda ederek, yukarıda belirtildiği şekilde uygulanabilir bir gerçekçilikle 397,300 zihin engelli kişinin “özel eğitim-rehabilitasyon ve bakım” imkanına sahip olması gerektiğini kabullenirsek, bu hizmeti bir şekilde alan kişi sayısı 87,000 olduğuna göre,  söz konusu hizmeti alması gerekenlerin ancak % 22’si bu sistem ve organizasyon içinde hizmetin bir şeklini alabilmektedir.

3.      En büyük sosyal ve psikolojik sorunu oluşturan “çok ağır” zihinsel engellilik nedeniyle sürekli tıbbi destek ve kurumsal bakım hizmeti alması gereken engelli sayısı 110,000 olduğuna, ülkemizde bu hizmetle yükümlü olan tek kurum SHÇEK tarafından bu hizmetin verildiği kişi sayısı da 3,960 olduğuna göre, söz konusu hizmeti alanların alması gerekenlere oranı % 3,6’dır.

 

III. Grup sorunlar: MEB tarafından sunulan hizmetin yaygınlığı ve niteliği:

1.    Eğitimin niteliğine göre uygunsuz engelli dağılımı:

i.     MEB zihinsel engelliler eğitim uygulama organizasyon ve programı her ne kadar “eğitilebilir” ve “öğretilebilir” olarak iki grup içinde organize olsa da, MEB kurumlarındaki söz konusu program büyük çoğunlukla IQ değeri 70 ve üstü, nadiren 60 ve üstü olan engellilere eğitim hizmeti vermek üzere hazırlanmış ve uygulanmaktadır. Bir diğer deyişle “orta” derecede zeka engellilerin büyük çoğunluğu ile “ileri” derecede zeka engelliliği olanların hiç biri MEB kurum programlarında yer alamaz.

ii.   “Eğitilebilir zihinsel engelliler” grubu daha önce de belirttiğimiz üzere toplam zeka engeliler içinde % 20, orta derece engelliler arasından üst seviyeye yakın olanların da katılımıyla ortalama % 25’lik bir oranı oluşturur. Bu durumda MEB’nın uygulama organizasyon ve programlarına göre eğitim hizmetine muhatap olabilecek kişi sayısı 89,700 kişidir (ülkemiz içinde eğitim alması gereken 30 yaş altı grubu oluşturan 358,800 kişi içindeki miktarı % 25 civarındaki oranla 89,700 kişi).

iii. MEB kurumlarında eğitim verilen zihin engelli kişi sayısı 41,800 olduğuna göre, bu eğitimi alması gereken 89,700 kişinin % 46,6’sı hizmet alabilmektedir.

iv.  MEB zihinsel engelliler eğitim uygulama organizasyon ve programı işlev olarak daha baştan özel eğitim-rehabilitasyon hizmeti  alması gereken diğer 197,600 kişiyi ve sürekli kurumsal bakım hizmeti alması gereken 110,000 kişiyi muhatap almamakta, bir diğer deyişle görmezlikten gelmektedir.

 

2. Öğretmen ve eğitici dağılımında uyumsuzluk:

i.     MEB bünyesinde çok büyük bir bina – sınıf / öğretmen / öğrenci dağılım dengesizliği vardır (MEB WEB). Bazı okullarda 24 öğrenciye 19 öğretmen, 15 öğrenciye 4 öğretmen gibi tüm gelişmiş ülkelerde var olan öğrenci/öğretmen oranını geçen sayıda öğretmen dağılımı vardır.

ii.   MEB’na bağlı “eğitilebilir” tanımlı öğrencileri kabul eden özel ilköğretim okullar ve mesleki eğitim merkezleri, alt özel sınıflar vb kurumlarda hizmet alan öğrenci sayısı 12,322, bunların okullarında eğitim veren öğretmen sayısı 1,776; öğrenci/öğretmen oranı 6,9’dur (Bu sayı içinde kaynaştırma eğitimi alan toplam 23,477 çocuk yoktur).

iii. MEB’na bağlı “öğretilebilir” tanımlı öğrencileri kabul eden özel ilköğretim okullar ve mesleki eğitim merkezleri, alt özel sınıflar vb kurumlarda hizmet alan öğrenci sayısı 5,700, bunların okullarında eğitim veren öğretmen sayısı 1,080; öğrenci/öğretmen oranı 5,3’dür. Bu sayılar ülkemiz için hiç bir bilimsel veri veya kanaatle açıklanamaz. Öte yandan eğiticilerin günlük, haftalık ve aylık görev saatleri son derece gevşektir. Burada önemli bir görevli (eğitici-eğitmen) israfı olduğu açıktır.

 

MEB hizmet vermesi gereken hedef popülasyonun oldukça altında bir sayıya,  hizmet almak anayasal hakkı olan popülasyonun ancak %46’sına, hizmet verebilirken, bu hizmette öğretmen kadrosunu 5/1, 6/1 gibi oranlarla kullanabilmektedir.

 

Sonuç olarak, şimdiye değin konuyla ilgili yayınlanan araştırma – derleme yazılardan farklı olarak tespitlerimize göre ülkemizde MEB oldukça yaygın bir örgüte ve yetkin bir kadroya sahiptir ve bu örgütüyle oldukça geniş bir popülasyona eğitim hizmeti vermektedir. Ancak üç konuda ciddi sorunları vardır:

  1. Hizmet vermesi gereken, ancak henüz ulaşamadığı hizmet verdiği kadar büyüklükte bir popülasyon vardır.
  2. MEB yeterli örgüt, mekan ve kadroya sahiptir, ancak elindeki imkanları dengesiz ve olması gereken etkinlik altında kullanmakta, ama bir yandan da yeni “zihin engelliler öğretmeni alımıyla” eğitici sayısını arttırmaya devam etmektedir.
  3. MEB zeka seviyesi IQ 50 ve altında olan grubunda imkanlarından yararlanmasına fırsat vermemektedir.

 

IV. Grup sorunlar: SHÇEK tarafından sunulan hizmetin yaygınlığı ve niteliği:

 

A.   SHÇEK tarafından eğitimin verilmesi gereken ve eğitim alabilen engelli dağılımı:

SHÇEK’in ilgi alanına giren “orta”, “ileri” ve çok ağır” derecede zihin engelli kişi sayısı büyük bir oranı oluşturmaktadır. Buna göre:

  1. Ortalama % 0,8 oranı ile ülkemizde olması gereken 552,000 tespit edilebilir zihinsel engellinin 165,000’i “orta” derecede engelli, 165,000’i “ileri”, en az 110,000’ i de “çok ağır” derecede zihinsel engelli olmalıdır.
  2. Çok ağır zihinsel engellilik nedeniyle sürekli tıbbi destek ve kurumsal bakım hizmeti alması gereken engelli sayısı beklenen orana göre 110,000 olduğuna, SHÇEK tarafından bu hizmetin verildiği kişi sayısı da 3,960 olduğuna göre, söz konusu hizmeti alanların alması gerekenlere oranı % 3,6’dır. Eğer bu tip kişilerin oranını çok iyimser bir oranla % 0,1 olarak aldığınızda, ortaya çıkan kişi sayısı 69,000 olmakta, SHÇEK tarafından bu hizmetin verildiği kişi sayısının 3,960 olması ile,  söz konusu hizmeti alanların alması gerekenlere oranı da en fazla  % 5,7’ ye çıkmaktadır.
  3. “Özel eğitim ve rehabilitasyon programına alınması gereken kişi sayısı ise yine tüm yaş gruplarını kapsamak kaydıyla 304,000, 30 yaş altı olarak da 197,600 kişidir. SHÇEK’e bağlı özel rehabilitasyon merkezlerinde ancak 40,000 zihin engelli kişi hizmet almaktadır. Yani hizmet alanların alması gerekenlere oranı % 20,2’dir.

 

B. SHÇEK’e bağlı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri:

  1. 1997 yılından bu yana bütün Türkiye genelinde SHÇEK kontrolünde kurulan ve denetlenmesi gereken “özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri” açılmaktadır. Şahıslar tarafından kurulan bu merkezlerin sayısı8 yakın tarih itibariyle 443’dür. Bu tip merkezlerden İstanbul’da 53, Ankara’da 64, İzmir’de 38, Diyarbakır’da 6, Mardin’de 2, Trabzon’da 3,  Kırıkkale’de 6, Çorum’da 5, Tekirdağ’da 3, Mersin’de 11, Erzurum’da 5, Van’da 5 tane vardır.
  2. SHÇEK’e bağlı özel eğitim kuruluşları ilgili kurumun 13.03.2005 tarihinde yayınladığı “Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü Özel Rehabilitasyon ve Eğitim Merkezleri Yönetmeliği” ile açılmakta, programını yürütmekte ve denetlenmektedir. Bu yönetmenliğe göre:

i.     Bir merkez açılabilmesi için bir apartman katı veya müstakil bir ev yeterli olmaktadır.

ii.   Bir merkezin açılabilmesi için gerekli meslek elemanı şartı yönetmenliğin 34. Maddesi b. Bendine göre şöyledir: Zihinsel engellilere hizmet verilen rehabilitasyon ve eğitim merkezinde en az iki tanesi olmak kaydıyla; çocuk gelişimi ve eğitimcisi, zihinsel engelliler öğretmeni veya özel eğitim öğretmeni, sınıf öğretmeni (sınıf öğretmenliği bölümünden mezun olup en az üç yıllık özel eğitim deneyimi olması) veya rehber öğretmen. Anlaşılıyor ki herhangi ikisi (örneğin 2 rehber öğretmen veya iki çocuk gelişimcisi) ile merkez açılabilir. İlave olarak yönetmenliğin 35. Maddesi şu şartı da getirmektedir: Merkezde 34 üncü maddede belirtilen zorunlu meslek elemanlarının haricinde rehabilitasyon ve eğitim programları çerçevesinde sosyal hizmet uzmanı, psikolog, fizyoterapist, okul öncesi öğretmeni, branş öğretmenleri, dil ve konuşma terapisti, çocuk eğiticisi, diyetisyen, tabip, hemşire, usta öğretici part-time veya tam zamanlı istihdam edilebilir. İki zorunlu ve iki part-time olmak üzere en az dört meslek elemanı çalıştırılması zorunludur. Buradan da anlaşılacağı üzere iki çocuk eğiticisi yardımcı personel olarak yeterli olacaktır.

iii. Bir merkezde eğitim alacak engelli sayısı, uygulanan programa göre meslek elemanı başına 14 engelli olmakta, merkez müdürü için de  bu rakam 6 engelli kişi olmaktadır. Bu durumda toplam 4 meslek elemanı ve 1 müdürü olan olan bir merkez 62 zihin engelliye hizmet verebilmektedir. Burada öğrenci / öğretmen oranı 62/5: 12,4 olmaktadır.

iv.  Bir merkezin eğitim programı ayda en az 6 seans bireysel eğitim, 3 seans grup eğitimini kapsamalıdır. Bu durumda bir zihin engellinin ayda 9 (haftada 2)  seans eğitim alması rehabilitasyon merkezinin işlevini yerine getirmiş olması ve tabii ücret  tahakkuku için yeterli olmaktadır.

v.    Merkezler SHÇEK İl Müdürlükleri tarafından izlenmekte ve denetlenmektedir.

vi.  Merkezlerde velilerin ve diğer sivil toplum kuruluşları, belediye, üniversiteler ve MEB’nin bir izlem, denetim, yaptırım yeteneği yoktur.

 

  1. SHÇEK tarafından izlenmesi gereken toplam 443 merkezde eğitim alan zihin engelli kişi sayısı sürekli değişiklik gösterdiği için kesin rakam vermek zor olmakla birlikte yaklaşık 40,000 engellinin eğitim aldığı kabul edilebilir.
  2. Genel olarak bu 443 merkezde öğrenci sayısı 50 ila 250 arasında değişmektedir. 250 sayısı mevcut donanım ve yetenekle asla verimli olunamayacak bir sayıdır. Bu sayılara ulaşılmasına nasıl müsaade edilmiştir, bu da ayrı bir konudur.
  3. Özel eğitim kurumlarında çalışan toplam meslek elemanı; zihin engelliler öğretmenleri, konuşma eğitimcileri, fizyoterapistler, psikologlar ve sosyal hizmetler uzmanları sayılarını tam olarak bilmek mümkün değildir.
  4. SHÇEK’e bağlı toplam 443 özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde yaklaşık 40,000 engelli eğitim aldığına göre genel çerçevede engelli yakınlarından alınan ücretler hariç olmak üzere mali portre  şöyledir:

i.     Altmış öğrencisi olan ve bunlara ayda 9 seans eğitim veren bir kuruluşun devletten ayda aldığı tedavi hizmeti bedeli toplam 60 x 330 YTL= 19,800 YTL (19 Milyar 800 Milyon TL) olmaktadır. Genel bir hesapla bu kuruluşta masraflar 1 müdür, 4 meslek elemanı, 1 büro memuru, 1 hizmetli, 1 çocuk bakıcısı, 1 aşçı ve kira vs gideridir. Yemek verilen ve servis hizmeti veren merkezlerde yemek ve servis  ücretleri engelliden alınmaktadır.

ii.   Bir zeka engellinin 330 YTL ödenek alabilmesi için 9 seans yeterli olduğuna göre, bir seans ücreti 36,6 YTL (36 milyon 600 bin TL) karşılık gelmektedir.  Bu seans ücreti seans süresinin, yasal olarak 60 dakika olmasına karşın, pratikte en fazla 30 dakika uygulanabilmesi dikkate alındığında Türkiye’deki en yüksek eğitim-seans ücretine karşılık gelmektedir.

iii. Toplam 40,000 zihin engelli için 443 özel merkeze devlet tarafından ödenen aylık ücret: 40,000 x 330 YTK= 13,200 000 YTL (13 trilyon 200 milyar TL)’dir.  Kesin olan meblağ şudur: Devlet her ay SHÇEK’e bağlı özel rehabilitasyon merkezlerine 40,000 zihin engellinin ayda 9 seansı için 13 Trilyon TL para sarf etmektedir.

 

C.   SHÇEK’e bağlı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine ait sorunlar:

I. Yapısal ve işlevsel sorunlar:

1.    Merkezler esas olarak iki amaçla açılmaktadır:

i.     Özel şahıslar tarafından ticaret yapmak, yani para kazanmak.

ii.   Dernek ve vakıflar tarafından kurum oluşturmak. Burada da dernek veya vakıf yöneticilerinin genel olarak çocukları engelli olduğu için süreç zamanla kişisel hizmete ve imkanların ve kazançların paylaşımının şahsileştirilmesine dönüşmektedir.

2.     Merkezlerin bina ve mekan sorunları vardır. Mevcut merkezlerin % 95’i uluslararası benzer kurum standartları altındadır. Apartman dairelerinde rehabilitasyon merkezleri açmak hem uygun hem de iyi niyetli bir davranış şekli değildir.

3.    Özel rehabilitasyon merkezleri teknik donanımları  kısıtlıdır.

4.    Fen Edebiyat veya Eğitim Fakültesi’nin Fizik, Kimya, Matematik, Biyoloji vs bölümlerinden mezunlarının “özel eğitim öğretmenliği yüksek lisans” programına kabulü zaten yüksek öğrenim ve meslek edinme yönünden çok tartışılır bir durumdur. Bu kişilerin 2005 yılında yayınlanan yönetmenliğe göre merkez müdürü olabilmesi hem mantığı olmayan bir karardır hem de ileriye yönelik olarak kurumlar içinde çok ciddi uyum ve koordinasyon sorunlarına yol açacaktır.

5.    Özel rehabilitasyon merkezlerinde öğrenci / öğretmen oranı 12-14 civarındadır ki bu MEB’ye göre 2 misli yüksektir.

6.    Aylık 6 seans bireysel, 3 seans grup eğitimi şeklinde toplam 9 seans eğitim bu tip zeka  engelliler için kesinlikle bilimsel ve yeterli değildir. Dünyanın hiçbir ülkesinde IQ değeri 50 veya altında olan zeka engelliler için bu tür bir eğitim süreci yeterli kabul edilmez. 2005 itibariyle uygulatılan bu eğitim programının hiçbir mesleki ve bilimsel dayanağı yoktur, yönetmenlikte kazanç emelli ciddi baskıyla alınmış kararlar olduğu açıktır.

7.    Velilerin gözlemlediği ve dile getirdiği SHÇEK şikayet ve soruşturma kayıtlarına girmiş ciddi iddialar vardır:

i.     Bir çok kuruluşta öğretmenlerin sigortalı olma karşılığı diplomalarını verdiği, yani çalışıyor göründüğü, eğitimin ise asgari ücretle çalışan çocuk bakıcılarınca verildiği yaygın bir kanaattir.

ii.   Bazı merkezlerde velilerle anlaşılarak merkeze eğitim almaya gelmeyen çocukların eğitim alıyormuş gibi gösterilip eğitim ücretinin merkez ve veli tarafından paylaşıldığı,

iii. Seanslı eğitim veriliyormuş gibi gösterilip verilmediği yada 15 dakika gibi kısa sürelerde tamamlandığı,

iv.  Bütün bu sorunların iletilmesine rağmen merkezlerin yeterince denetlenmediği, denetlendiğinde de bu sorunların görülemediği.

8.    SHÇEK denetim yetersizliği olduğu çok iyi bilinen bir gerçektir. Ayrıca kurum sahiplerinin SHÇEK üzerinde gerek siyasi gerek özel baskılar kurdurabildiği iyi bilinen çünkü sık yaşanan gerçeklerdir.

9.    Özel rehabilitasyon merkezlerinde veli ile ilgili bir denetim ve ilişki yoktur, “beğenmezsen engellini al !” mantığı (tehdidi) vardır.

10. Merkezlerde velilerin ve diğer sivil toplum kuruluşları, belediye, üniversiteler ve MEB’nin bir izlem, denetim, yaptırım yeteneği yoktur.

 

II. Temel sorunlar:

1.    Rehabilitasyon merkezlerinde zihin engellilerin eğitimi, gelişmiş ülkelerde çok daha donanımlı ve etkin rehabilitasyon merkezleri olmasına karşın artık zihin engelliler için neredeyse  tamamen terk edilen bir eğitim-uygulama şeklidir9.

2.    Bu ülkelerde yeni kavram 1980li yıllardan bu yana “zihinsel engellilerin toplum temelli  eğitim ve rehabilitasyonu” dur9. Bu kavram ve şimdi bu kavram altında uygulanmakta olan programlarda rehabilitasyon merkezleri mevcut yapı ve işlevlerinden tamamen farklı bir konuma gelmektedirler.

3.    Bu itibarla SHÇEK’e bağlı “zihin engelliler eğitim ve rehabilitasyon merkezleri” nin şimdiki eğitim ve uygulama şekilleri ile bunlara çerçeve veren 2005 tarihli yönetmenlik unsurları maalesef  çağdışıdır ve çok büyük ölçüde hem hedeflenen hizmetlerin verilmemesine yol açmakta hem de çok önemli bir maddi kaynağın –yaklaşık yılda 150 trilyon TL- israfına yol açmaktadır, üstelik bu yöntem ve organizasyon çok daha gelişmiş modellere sahip olunmasına rağmen tüm gelişmiş ülkelerce terk edilmiştir.

 

B. SORUMLULUKLARDA YENİ DÜZENLEMELER – YENİ YASALAR

2005 tarihli yerel yönetimlerle ilgili yasal düzenlemeler ve “özürlüler yasası” özürlülerle ilgili eğitim, bakım ve rehabilitasyon merkezleri kurma yetkisi ve sorumluluğunu yerel yönetimlere vermektedir. Bu gelişmeyle ilgili halen değişik bakanlıklarda 10 ayrı yönetmenlik hazırlanmakta olup, 2006 yılı itibariyle hizmetlerin yüklenilmesi beklenecektir.

 

C. YENİ GELİŞMELER IŞIĞINDA TÜRKİYE’DE ZİHİNSEL ENGELLİLİK HİZMETLERİ İÇİN GENEL BİR ÖNERİ

Bugün uygulanan şekliyle eğitim ve rehabilitasyon merkezleri ile barınma merkezlerini içeren “eğitim merkezi temelli” hizmetler gerçekte insana değil, özürlü olması nedeniyle “farklı bir varlık” olarak kabul edilen kişiye, bir örnek tanımlamayla sanki “bir çeşit yaratıklara” hizmet verdiğini düşünen anlayış üzerine kurgulanmıştır. Özürlüler için ayrı merkezlerde (eğitim ve rehabilitasyon merkezleri) hizmet verilmesi özürlülerle, herhangi bir zamanda özürlü hale gelebilme potansiyeline sahip toplumun geri kalanı arasında derin ayırımlar meydana getirebilmektedir. Çünkü bu hizmette, hizmet verilen özürlü psiko-sosyal ve kültürel varlığı ile kavranmamakta, sadece sakat olması nedeniyle temiz bakılan, iyi yedirilip içilen ve böylece zapt edilen “normal insan dışı” bir varlık olarak tanımlanmaktadır.

“Toplum temelli eğitim ve rehabilitasyon”un temel hedefi, özürlülerin normal insanlar gibi insan yaşamı içine yani toplum içine tam katılımının sağlanmasıdır9. Bu durum esasen bir “insan hakları sorunu”dur ve özürlünün var olan “insan hakları” ile ilgilidir. Yani temelde özürlü eğitim-rehabilitasyon merkezleri ve bakım evleri’ne kapatılır ve oralarda da tertemiz ve iyi bakılırsa sorunu çözümlenememektedir. Çünkü o da bir insandır; insan haklarına sahiptir ve temel yaşam haklarına diğer insanlar gibi ve onlar kadar sahiptir. Öyleyse özürlü de diğer insanlar gibi ve onlarla birlikte yaşamalıdır. Bunu temin etmekte bir toplumsal ve kamusal görevdir; çünkü insan haklarını ve yaşam haklarını eksiksiz temin etmek toplumsal-kamusal bir görevdir ve anayasal teminatı vardır. Bu noktada “toplum temelli” kavramı toplumun – kamusal alanın tüm yönleriyle sorumluluğu manasında alınmalı ve “toplum temelli eğitim ve rehabilitasyon” sosyal gelişmenin bir aktivitesi olarak kabul edilip, bu programda toplumsal hizmetlerin planlanmasında öngörülen sağlık, eğitim, iş edindirme, sanat ve spor, bakım gibi programların tümü birbirine entegre edilmelidir.

Bu noktada da doğru olan şudur: İlgili araştırmalar lokal olarak hızla yapılıp, böylece elde edilecek verilerin özelliklerinin yol göstericiliğinde topluma dayalı rehabilitasyon için en uygun modeli her ülke kendisi için belirlemelidir.

Sosyo-kültürel olarak çocukları Allah’ın kendilerine lütfetmiş olduğu emanetler olarak kavrayan, birimizin derdi hepimizin derdidir diye düşünebilen, özürlülüğü bir imtihan vesilesi kabul eden cemiyetimizde, esasen yerleşim ve uygulama şansı çok yüksek olan ve tüm gelişmiş ülkelerde şimdi uygulanmaya çalışılan “Toplum temelli eğitim ve rehabilitasyon” a dayalı eğitim ve rehabilitasyon hizmeti politikaları üretmek yerine, gelişmiş ülkelerin artık hızla terk ettiği “eğitim ve rehabilitasyon merkezi – bakımevi tarzı” çağdışı hizmet anlayışının idealize edilerek, buralara çok büyük yatırımlar yapılması yalnızca büyük kaynakların boşa harcanması demek olacaktır.

 

Zihinsel engellilerin eğitim ve bakımında toplumsal aktörlerin pozisyon ve işlevi:

(A)       Hizmet bekleyenler: Zihinsel engellilik nedeniyle hizmet talep edenler.

(B)        Hizmet kalitesi ve yaygınlığını arttırmayı amaçlayan kuruluşlar: Dernekler, vakıflar; yani sivil toplum kuruluşları (STK),

(C)        Hizmet vermesi için baskı altına alınanlar: Belediyeler,

(D)       Hizmet veren kurumlar: Okullar ve eğitim – rehabilitasyon merkezleri,

(E)        Hizmetin lokal olarak uygulatıcıları: İl SHÇEK ve MEB müdürlükleri,

(F)         Hizmeti planlayıp kuralları koyan ve uygulayanlar: SHÇEK ve MEB, Özürlüler İdaresi

(G)       Hizmetin uluslararası standartlarda olması için araştırma ve öneri geliştirenler: Üniversiteler.

 

Yukarıda büyük harflerle kodlanan grupların işlevselliği şöyledir:

1.    Burada ülkemiz genelinde zihin engelliler için belirleyici tüm karar ve yetki (F) kodlu kurumlardadır. Diğerleri edilgen veya nötr durumdadır.

2.    Hizmet bekleyenler (A) ya hizmet alamamakta yada aldığı hizmetten memnun olmamaktadırlar.

3.    (A) kodlular yukarıdaki nedenle sürekli dernek ve vakıflar kurmaktadırlar. Türkiye’de var olan zihin engellilerle ilgili dernek sayısı 89, vakıf sayısı 12’dir10.

4.    Bu kişiler kurdukları kurumlarla hem kaynaklar oluşturmaya çalışmakta hem de en kolay ulaşabildikleri yerel yönetimlere-belediyelere sürekli baskı yapmaktadırlar.

5.    Belediyeler de sorumlukları ve seçmen tabanları nedeniyle bu hizmetlerde gönüllü veya zorunlu çeşitli şekillerde roller almak istemektedirler.

6.    Ancak bütün bu yaygın talep, sivil örgütlenmeye ve hizmet ihtiyacına karşın tüm hizmetin plan ve programı Ankara Merkez’de dar bir grup tarafından yapılmaktadır. Yaptırıcı grubun uzmanlığı tartışılabilir, hiç biri zihin engelli kişi yakını veya bakıcısı değildir, sorunu yaşamamaktadır ve bu grup maalesef siyasi, özel veya çıkar gruplarının tesirlerine açıktır.

7.    Lokal, yani illerdeki kuruluşlar ise sadece merkezin koyduğu kuralları uygulatmak ve denetlemekle yükümlüdür.

8.    Bu zeminde üniversiteler ise kendi hallerinde etkisiz bir konumdadırlar.

 

“Topluma dayalı rehabilitasyon”da zihinsel engellilerin eğitim ve bakımında toplumsal aktörlerin sahip olması gereken pozisyon ve işlevler:

Topluma dayalı rehabilitasyon’da amaç “zihin engellinin tüm toplumsal hayatı yaşayabilecek şekilde bakım eğitim ve rehabilitasyonu” dur. Bu amacın yakalanabilmesi için üç vazgeçilmez özellik işlemelidir:

1.    Hizmet lokal olarak planlanıp verilmelidir.

2.    Hizmette taraf olan aktörlerin hepsi karar geliştirme sürecine gerektiği oranda katılabilmelidir.

3.    Hizmet kar amacı gütmeyen, ticari kaygısı olmayan kişi ve kurumlarca verilmelidir.

 

Bu vazgeçilmez özellikler amaçla birlikte ele alındığında yukarıda büyük harflerle kodlanan gruplar şöyle organize olmalı ve işlemelidir: Hizmetin merkezinde belediye yer almalıdır. Belediye başkanının başkanlık ettiği bir mütevelli heyet hizmetin ne olması gerektiğini incelemeli, planlamalı, programını yapmalı ve uygulamalıdır. Bu mütevelli heyette o ildeki SHÇEK, MEB, Sağlık Müdürlüğü temsilcileri ile bu kişiler sayısında engelli velisi yer almalıdır.  Çalışmalar mutlaka ulusal merkezle ve uluslararası destek kuruluşları olan AB ve Dünya Bankası ile işbirliği halinde yürütülmelidir. Oluşturulan sistem eğitim, iş-meslek kazanımı, sağlık, bakım ve sosyalleşmeyi tümüyle içermeli ve tamamen toplum içinde gerçekleştirilmelidir.

 

 

KAYNAKLAR

 

  1. The Textbook of Comprehensive Psychiatry, USA.
  2. Yoshida A, Sugano T, Matssuishi T. Mental Retardation Incidence in Yokohama City.  Journal of Disability and Medico-Pedagogy 2002;5.
  3. Yoshida A, Sugano T, Matsuishi T, Endo K, Yamaguchi T, Yamada Y. Journal of Kanagawa Psychiatric Association 1997; 47: 59-66.
  4. DİE; Türkiye Özürlüler Çalışması – 2002.
  5. Milli Eğitim Bakanlığı WEB Sayfası.
  6. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu WEB Sayfası.
  7. Metintaş S. Aksiyon 2005.
  8. Başbakanlık Özürlüler İdaresi WEB Sayfası.