ZİHİNSEL YETERSİZLİĞE SAHİP ÇOCUKLARDA CİNSELLİK VE CİNSEL İSTİSMAR  

2020/Mart

                                 

      ZİHİNSEL YETERSİZLİĞE SAHİP ÇOCUKLARDA CİNSELLİK VE CİNSEL İSTİSMAR

     Çocuk istismarı; çocuğun yakın ve okul çevresi, anne-baba ya da diğer aile fertleri, bakıcı veya herhangi bir yetişkin tarafından çocuğa yöneltilen, uzmanlar ve toplum tarafından uygunsuz ve zarar verici davranış olarak nitelendirilebilecek tüm davranışları içerir. Genel olarak çocuklar farklı şekillerde istismara uğrarlar. Bunlar fiziksel istismar, duygusal-sosyal istismar ve cinsel istismardır. İstismarlar genelde tüm çocuklara yöneliktir. Ancak çocuk herhangi bir yetersizliğe özellikle de zihin yetersizliğine sahipse daha sıklıkla istismara uğramaktadır. Bunun çeşitli sebepleri vardır. Bunlar toplumun, zihinsel yetersizliği olan çocukları tanımaması ve davranışlarını toplumsal açıdan aykırı bulması, yetersizliğe sahip çocukların dezavantajlı durumlarından yararlanma isteği ve yetersizliğe sahip bireylerin kendini ifade etmedeki güçlüğünden kaynaklanabilir. Zihinsel yetersizliğe sahip bireylerin iletişim problemlerinin olması sağlıklı bir şekilde sosyal iletişim kuramamaları istismarcıların kurban olarak özellikle bu çocukları seçmelerine neden olmaktadır. Bu nedenle zihinsel yetersizliği olan çocuklara sahip ailelerin, çocuklarını bu konuda koruyabilmeleri için çocuğa yönelik cinsel istismar konusunda uyanık olmaları, istismara işaret eden belirtileri bilmeleri, böyle bir olayın çocukta bırakacağı yıkıcı etkilerin farkında olmaları gerekmektedir.

Zihin yetersizliği olan çocuklar genellikle konuları algılamada ve akılda tutmada ciddi sıkıntılar yaşamaktadırlar. Bir durumdan diğerine kolayca genelleme yapamazlar. Bu nedenle her konunun ayrı ayrı öğretilmesi ve bir durumda öğrendiği bilgiyi diğer duruma aktarabilmesi için özel yardıma gereksinimleri vardır. Bu nedenle zihinsel yetersizliğe sahip çocukların cinsel eğitimleri özel bir ilgi ister. Bu bireylerin cinsel dürtüleri ciddi sıkıntılar yaratabilir. Ancak erken yaşlarda uygun eğitimle bu sorun en aza indirgenebilir. (Mermer, 1993). Zihin yetersizliğine sahip bireylerin yargıları zayıf ve usa vurma kabiliyetleri sınırlıdır. Zihin yetersizliğine sahip bireyler kendilerine sunulan ilgi ve sevgiye olumlu cevaplar verebilmektedir. Bu nedenle cinsel ilişki için yapılabilecek bir teklifi ya da bir cinsel yakınlaşmayı cinsel olarak sömürüleceklerini bilmeden mantıksız bir şekilde sessizce kabul edebilirler. (Shindell 1975, Kempton 1972, Mermer 1993, Morgan 1987).

    Zihinsel yetersizlik ve istismar arasında kesin bir bağ olmamasına rağmen bu çocukların istismar konusunda en büyük risk grubunda yer aldıkları görülmektedir. Bu konuda yapılan araştırmalara bakıldığında zihin yetersizliğine sahip bireylerde görülen istismar türlerinden en önemlisi cinsel istismardır. (Öner, Sucuoğlu 1994, Widom ve Ames 1994, Fallon ve ark. 2002, Kwam 2000, Chamberlain ve ark. 1984). Araştırmalar erkek zihinsel yetersizlerin kızlara nazaran (erişkin ya da adölesan) cinselliğe ilgilerinin daha fazla olduğunu bu ilginin her iki cinste de IQ arttıkça arttığını bildirmektedir. Ayrıca zihinsel yeterliliği olanlarda yaşam kalitesi, yanlış yönlendirme, cinsel istismar iş sahibi olamama kendilerini ifade edememe ve sorunlarıyla ilgili yeterli yardım alamadıkları cinsel dürtü ve sorunları nedeniyle seksüel sapkınlıklarının daha fazla olduğu yine araştırma sonuçları ile belirlenmiştir. Yapılan araştırmalarda kızların istismara uğrama oranları yüzde 10-12 iken erkeklerde bu oran yüzde 5-8 olarak bulunmuştur. Ancak Gorey ve Lesli’ye ait bu araştırma 1997 yılına aitken son yıllarda yapılan birçok araştırmanın sonuçlarına göre zihinsel yetersizliğe sahip çocukların cinsel istismarının iki kat daha fazla olduğu ve bu oranın kız çocuklarda yüzde 65 iken erkek çocuklarda yüzde 35 olarak tespit edilmiştir. Ayrıca zihinsel yetersizliğe sahip çocukların cinsel istismara uğrama oranlarının normallerden 3 kat daha fazla olduğu saptanmıştır. (Zihinsel Özürlüler ve Cinsellik, 2005)

Çocuklarda meydana gelebilecek cinsel istismarlar şu şekilde tanımlanabilir;

Cinsel İstismar: Bir yetişkinin cinsel gereksinimlerini ve isteklerini karşılamak amacı ile çocukları araç olarak kullanmasıdır. Cinsel istismar sözlü taciz, okşama, öpme, kucaklama ve cinsel ilişkiye kadar değişen herhangi bir yakınlıktır.

Ensest (Fücur): Aile bireylerinden herhangi birinin çocuğa kendi vücudunu ve cinsel organını gösterme, çocuğu soyunmaya zorlama ve onu çıplak izleme, ona dokunma isteği, genital organa uyarıcı müdahalede bulunma ya da cinsel ilişkiye girmesi olaylarına ensest (fücur) denir. Bazı durumlarda aile ya da yakın çevre çocuğu cinsel suça yönlendirebilir ya da pornografik araç olarak kullanabilir. (Uçar 1994, Kutchinsky 1991). 1950’lerde yapılan çalışmalarda ensest en az yaygın olan cinsel problem olarak ele alınıyorken son yıllarda yapılan çalışmalarda tüm dünyadaki çocukların aile üyeleri ve diğer yakın tanıdıkları yetişkinler tarafından cinsel istismara maruz bırakıldıkları tespit edilmiştir. Özellikle zihinsel yetersizliğe sahip çocukların yakınındaki yetişkinlerin bu çocukları istismar etme oranları yüzde 43 iken, normal çocuklarda bu oran yüzde 11’dir. (Crosse, 1993). Ancak özellikle ülkemizde istismarla ilgili yapılan suç duyuruları incelendiğinde çocuk belirli bir şiddet görmüşse ya da istismarcı bilinmeyen bir kişi ise ailelerin suç duyurusunda bulunma eğiliminde oldukları, istismarcının aile içinden ya da yakın akraba, tanıdık olması durumunda durumu gizleme eğiliminde oldukları ortaya çıkmıştır. Bu nedenle ensest konusunda ortaya çıkan rakamların yeterince doğruyu yansıttığı düşünülmemektedir. Bu konuyla ilgili olarak Türk Ceza Kanunu’nun 417. Maddesi gereğince düzenlemeler ve yaptırımlar mevcuttur.

     Bugün dünyanın pek çok ülkesinde çocuk cinsel istismarı ile ilgili caydırıcı sayılabilecek yasalar vardır. Bunlar çocukların fiziksel-cinsel obje olarak kullanımı, pornografik gösterimi, çocuğu öpme, kucaklama, okşama, sözlü taciz vb. gibi pek çok konuyu içermektedir. Tüm bu konular yasal olarak ayrı ayrı cezayı öngörmekle birlikte zihinsel yetersizliğe sahip çocuklarda, ergenlerde ve bireylerde cezalar normale oranla 3 kat daha fazladır. Yetişkinler tarafından çocuklara yapılan bütün cinsel içerikli davranışlar cinsel istismar olarak kabul edilirken birbirine yakın yaştaki çocuklar arasındaki cinsel içerikli yakınlaşmalar istismar olarak kabul edilmemektedir. Bu yaş farkı tüm dünyada 5 yaş olarak belirlenmiştir.

    Cinsel İstismarın Teşhisi

     Çocuklar genelde cinsel istismara uğradıklarını davranışlarıyla belli ederler. Ancak bunu açıklamaktan çekinirler ya da korkarlar. Bunun nedenleri:

– Çocuk bu olaya çevresindeki kişilerin inanmayacağını düşünebilir.

– Çocuk olay duyulduğunda cezalandırılacağını düşünebilir.

– Çocuk sosyal çevresinin ya da akranlarının onu istemeyeceğini, onunla alay edebileceklerini düşünebilir.

– Bu durumu çevresindekilere nasıl anlatacağını bilemeyebilir ya da istismarcının tehditlerinden korkabilir. (SÇEK 2004, Uçar 1994, Herraht 1999).

     Cinsel istismara uğrayan çocuklarda psikolojik belirtilerin yanı sıra vücudunda darp izleri, genital bölgede ağrı, idrarını ya da dışkısını tutamama, sık sık idrara çıkma ve genital bölgede kanamalar görülebilir.

     Zihinsel yetersizliğe sahip çocuklarda ise durum şöyledir: Çoğunun kendisini sözel yolla ifade etmedeki yetersizliğinden de kaynaklı olarak yukarıdaki belirtilere ek uyku problemleri (uykusuzluk, uykuda sık ağlama, kabus görme vb.) ani iştah kaybı, nedensiz uzun süreli ağlamalar, öfke nöbetleri, içe kapanıklılık, duyumsamazlık gibi davranışlar görülebilir. (Kwam, 2000).

    Çocuk İstismarının Çocuk Üzerindeki Etkileri

    Cinsel istismar çoğu çocuk için kötü ve korkutucu bir olaydır. Bu konuda yapılmış çalışmalara bakıldığında istismarın zihinsel yetersizliğe sahip çocuklarda da normal çocuklarda da ciddi ruhsal sorunlara yol açtığı gözlemlenmiştir. Cinsel istismar çocukların kendi cinsiyle özdeşimini güçleştirebilmekte, çocukta istenmeyen cinsel tercihler (homoseksüellik, lezbiyenlik v.b) ortaya çıkabilmektedir. (Uçar 1994, Yılmaz 2002). Cinsel istismara uğrayan çocuklarda güvensizlik, benlik saygısının düşük olması, kolayca hüsrana uğrama, fiziksel ve zihinsel aktivitelerde gerilik, öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği, agresif ve saldırgan davranışlar veya bunun tam tersi içe kapanıklılık, sosyal kaçma (toplumdan kendini uzak tutma) durumları görülmektedir. Yine bu çocuklarda uyku bozuklukları, altını ıslatma, gece korkuları, aşırı ayrılık kaygısı ve bebeksi davranışlar görülebilir. Bu durum hem normal hem de zihinsel yetersizliğe sahip bireylerde benzerlik gösterir. Ancak bazı durumlarda zihinsel yetersizliğe sahip çocuk durumdan haz alabilir ve bu hazzı tekrar elde etmek isteyebilir. Çünkü cinsellik içgüdüseldir ve tüm bireylerde belirli gelişim dönemlerinde (ergenlik dönemi 12-15 yaş) ortaya çıkar. Çocuklar zihinsel yetersizliğe sahip olsun veya olmasın tüm insanların cinsel gereksinimleri vardır ve bu gereksinimler ergenlik dönemlerinde başlayıp ileriki yaşlara kadar devam eder. (Gordon 1973, Mermer 1993).

                                                                 

                                                      

 

                                                                                                       

   Cinsel İstismar Sonrası Uyum

   Cinsel istismar sonrası çocuğun tekrar normal yaşantısına dönebilmesi ve sağlıklı bir şekilde yaşamına devam edebilmesi için ebeveyn, öğretmen ve çocuğun sosyal çevresinin çok dikkatli olması gerekmektedir. İstismara uğramış çocuklar bu durum karşısında farklı tepkiler geliştirebilmektedirler. Bunun nedeni çocukların cinsellikle ilgili fazla bilgiye sahip olmamaları, cinselliği tanımıyor olmaları, yetişkinler tarafından kolayca yönlendirilebilmeleri, savunmasızlıkları, ilgi, sevgi ve merak ihtiyacı olabilir. Çocuğun doğal merakı olan bu merakı giderecek bilgilerin çocuğa verilmeyişi saldırgan tarafından kolayca çocuğa yaklaşabilmesine olanak sağlayabilir. Yine çocuklardaki ilgi ve sevgi ihtiyacı çocuğa kötü niyetli yaklaşma girişimlerinin ilgi ve sevgi olarak algılanmasına neden olabilir. Tüm çocukların zihinsel yetersizliğe sahip olsun veya olmasın ilgi ve sevgiye gereksinimleri olduğu için özellikle ailesinden yeterli ilgi ve sevgi görmeyen, fiziksel veya zihinsel yetersizlikleri olan veya ailesinden uzakta olan çocukların daha fazla risk altında olmaların sebep olur.

   Cinsel istismar sonrası ebeveyn ve öğretmenlerin dikkat etmesi gereken konular;

Çocuğa zaman ayrılmalı, çocuk konuşmak istediğinde onunla rahat konuşabileceği bir ortam yaratılmalı, konuşmak istemeyen çocuk kesinlikle zorlanmamalıdır.

– Çocuk istismar hakkında konuşursa çocuğa karşı soğukkanlı, sevecen ve anlayışlı olunmalı, çocuğu suçlayıcı ve yargılayıcı tutumlardan kesinlikle kaçınılmalıdır.

– İstismar sonrası içe dönük davranışlar sergileyen çocuğun duygularını ifade etmelerine yardımcı olacak onun hoşlandığı etkinlik ortamları hazırlanmalıdır. ( oyun oynamak, sinemaya parka gitmek v.b)

– Şartlar ne olursa olsun onu her durumda sevdiğinizi, her zaman destek olacağınızı sık sık ifade edin ve ona kaybettiği güveni geri kazandırmaya yardımcı olun.

– Çocuğu yaşadığı olayı hatırlatacak ortam, eşya ve konulardan uzak tutmaya çalışın.

– Çocuğun istismarıyla ilgili olayı başkalarıyla konuşmaktan kaçının. Çocuk bunu duyabilir ve kendisini daha da kötü hissedebilir ya da bunun iyi bir davranış olduğunu düşünebilir.

    Cinsel istismar konusunda halk arasında istismarcının genellikle yabancı, sosyo-ekonomik veya kültürel açıdan zayıf kişilik özelliği gösteren yaşlı kişiler olduğu istismarın ıssız alanlarda yapılabileceğine dair yanlış kanılar mevcuttur. Bu alanda yapılan çalışmalar istismarcının yüzde 85-95 oranında 20-45 yaş arası evli ve çocuklu erkekler tarafından yapıldığı ve olayın genellikle ev ve okul arasındaki bölgelerde gerçekleştiği tespit edilmiştir. (Uçar, 1994).

    Çocuğu cinsel istismara uğramış ebeveynler genellikle olayı gizleme eğilimi içerisine girebilirler. Bu durumda anne-babanın birbirlerini suçlama ya da çocuğa anlamsız bir öfke geliştirmeleri de söz konusu olabilir. Bu durumdaki aileler durumdan haberdar olduklarında soğukkanlı olmalı ve çocuğu en az hasarla “Çocuğu bu durumdan nasıl kurtarabilirim? Ona nasıl yardımcı olabilirim?” sorularını değerlendirmeye çalışmalıdırlar. Özellikle zihinsel yetersizliğe sahip çocuklar istismar açısından daha riskli bir grup olarak değerlendirildiklerinden bu çocukların ebeveynlerinin daha dikkatli ve duyarlı olmaları gerekmektedir. Çocuk hangi durumda olursa olsun (ister zihinsel yetersizliğe sahip ister normal) tüm çocukların kapasitelerine uygun olarak cinsellik konusunda eğitilmeleri gerekmektedir. Zihinsel yetersizliğe sahip bireylerin cinsel eğitimleri özel bir ilgi ister. Bu bireylerin olayları algılama ve yorumlamadaki eksiklikleri ve cinsel dürtüleri ciddi sıkıntılar yaratabilir. Ancak erken yaşlarda uygun eğitimle bu sorun en aza indirgenebilir. Bu nedenle gerekiyorsa bir uzman desteği alınarak çocuklar cinsellik konusunda eğitilmelidirler. Bu çocukların özellikleri ve cinsel dürtülerini kontrol etme yetersizlikleri göz önünde bulundurularak her an kontrol altında tutulmaları gerekmektedir. Özellikle kız çocuklarının giyimlerine dikkat edilmeli zihinsel yetersizliğe sahip çocukların cinsel istismarına neden olabilecek cinsel içerikli figürler, oyun ve davranışlardan kaçınılmalıdır. (dudaktan öpme, kucağa oturtma, cinsel içerikli temaslar v.b) Bu çocukların içinde bulunduğu kurum ve yakın çevre kontrol altına alınmalı olumsuz gelişmelere zemin hazırlayabilecek her türlü şartlardan kaçınılmalıdır. (Mermer 1993, Eripek 1996, Dönmezer 2005).

     Çoğu ebeveyn ve öğretmen zihinsel yetersizliğe sahip çocuk ve bireylerin cinsel ilgisinden rahatsızlık duymakta ve bu durum karşısında kendilerini çaresiz hissedebilmektedirler. Ancak bir diğer yandan da bu dürtüleri bastırmanın çocukta/bireyde gerginlik (sinirlilik) ve davranış problemleri yaratmasından korkmaktadırlar. Genellikle zihinsel yetersizliğe sahip çocuk veya bireylerin yaşıtlarından daha fazla cinsel ilgilerinin olduğu ve daha fazla cinsel davranışlar sergilediği düşünülmektedir. Halbuki bu durum sadece bu bireylerin cinsel içerikli davranışlarının nerede, ne zaman ve hangi durumlarda uygun olup olmadığını bilemediklerinden dolayı böyle algılanmaktadır. Bu sorunları azaltmak için çocuğa öncelikle kendi vücudu ve diğer insanların vücudu öğretilmeli, vücudumuza yakınlık konusunda nelere izin verilebilir, iyi niyetli ve kötü niyetli davranışlar neler olabilir? sorularına cevap verilmelidir. Çocukların bu konularda önceden uyarılmaları, ailenin de gerektiğinde çocuğuyla bu konuları konuşması ve gerekiyorsa uzman desteğiyle birlikte bilgi vermesi gerekmektedir.

      Sonuç olarak her insanın cinsel dürtüleri vardır. Bunun kötüye kullanılmasını engellemede ailenin ve eğitimin yeri tartışılamaz. Öncelikle onları bütünüyle toplumumuzun birer bireyleri olarak kabul etmeliyiz. Bu kabulün içinde zihinsel ve bedensel tüm sağlık sorunları, korunma, eğitim, gelişim ve toplumla bütünleştirme (entegrasyon) ile ilgili problemlerinin yanında cinsel sorunlarının da olabileceğini bilmemiz gerekmektedir. Artık dünyadaki toplumların sosyal yapıları hızla değişmekte tüm bireylerin olduğu gibi zihinsel yetersizliğe sahip bireylerin de bir cinsel yaşamlarının olması gerektiğinin düşünüldüğü gözlenmektedir. Bunun zihinsel yetersizliğe sahip bireylerin yaşam kalitelerini, eğitim durumlarını ve topluma katılma oranlarını artıracağı, toplumun onların sorunlarına kayıtsız kalmasını ve en önemlisi de cinsel istismarları ve sıklıkla rastlanılan sapkın cinsel davranışları önleyeceği düşünülmektedir. (Fallon ve ark. 2002, Mansell 2002, B.Ö.İ.R 2005, Önder 2010).