Zihinsel Yetersizlik

Otizmde Sosyal Becerilerin Gücü

Çocuklar büyürken çevrelerindeki insanlarla iletişim kurmayı öğrenir. Anne ve babasına seslenmek, arkadaşına “merhaba” demek, birlikte oyun oynamak...

Otizmde Sosyal Becerilerin Gücü

Bir Merhaba ile Başlar: Otizmde Sosyal Becerilerin Gücü

           Çocuklar büyürken çevrelerindeki insanlarla iletişim kurmayı öğrenir. Anne ve babasına seslenmek, arkadaşına “merhaba” demek, birlikte oyun oynamak, sırasını beklemek, yardım istemek ve duygularını anlatmak günlük hayatın doğal bir parçasıdır. Otizmli çocuklar da bu becerileri öğrenebilir. Ancak bazı çocukların bu becerileri öğrenmek için daha fazla zamana ve desteğe ihtiyacı olabilir. Bu nedenle çocuğu zorlamak yerine, ona uygun şekilde destek olmak önemlidir.

              Sosyal beceri, insanların birbirleriyle iletişim kurmasını ve birlikte hareket etmesini sağlayan davranışlardır. Birine “merhaba” demek, arkadaşına yaklaşmak, birlikte oyun oynamak, sırasını beklemek, oyuncağını paylaşmak, yardım istemek, istediği bir şeyi söylemek, birinin söylediklerini dinlemek ve duygularını anlatmak sosyal becerilere örnek olarak verilebilir. Bu beceriler günlük hayatımızda sürekli karşımıza çıkar.

              Her otizmli çocuk birbirinden farklıdır. Bazı çocuklar konuşabilir ancak konuşmayı başlatmakta veya konuşmayı sürdürmekte zorlanabilir. Bazı çocuklar konuşmak yerine işaret ederek, resim kullanarak ya da başka bir iletişim yöntemiyle kendilerini anlatabilir. Bazı çocuklar arkadaşlarıyla oyun oynamak isteyebilir ancak oyuna nasıl katılacağını bilemeyebilir. Örneğin bir çocuk arkadaşlarının top oynadığını görür ve o da oynamak ister. Fakat yanlarına gidip “Ben de oynayabilir miyim?” demekte zorlanabilir. Böyle durumlarda çocuğa nasıl yaklaşabileceği ve nasıl iletişim kurabileceği öğretilebilir.

              Sosyal beceriler çocuğun günlük hayatını kolaylaştırır. Çocuk evde ailesiyle, okulda öğretmeni ve arkadaşlarıyla, dışarıda ise farklı insanlarla iletişim kurar. Markette bir şey istemek, parkta başka çocuklarla oyun oynamak, öğretmeninden yardım istemek veya bir arkadaşının söylediklerine cevap vermek sosyal becerileri kullanmayı gerektirir. Örneğin ayakkabısını giyemeyen bir çocuğun ağlamak yerine “Yardım eder misin?” diyebilmesi onun için önemli bir kazanımdır.

              Sosyal becerileri öğretmenin tek bir yolu yoktur. Her çocuğun ihtiyacı farklıdır. Çocuğa önce küçük ve kolay adımlar öğretilebilir. Örneğin selamlaşmayı öğreniyorsa önce “Merhaba” demesi desteklenebilir. Daha sonra karşısındaki kişinin “Merhaba” demesine cevap vermesi üzerinde çalışılabilir. Birlikte oyun oynama becerisi öğretiliyorsa önce kısa süreli bir oyunla başlanabilir. Çocuk zamanla oyunda daha uzun süre kalabilir. Burada önemli olan çocuktan bir anda çok fazla şey beklememektir. Küçük adımlar zamanla önemli gelişmelere dönüşebilir.

             Oyun, sosyal becerilerin gelişmesi için güzel bir fırsattır. Çocuklar oyun oynarken iletişim kurmayı, beklemeyi, paylaşmayı ve birlikte hareket etmeyi öğrenebilir. Birlikte top oynamak, araba sürmek, yapboz yapmak veya oyuncaklarla oynamak bile sosyal becerilerin gelişmesine yardımcı olabilir. Örneğin iki çocuk top oynarken “Şimdi sıra sende”, “Şimdi sıra bende” veya “Topu bana atar mısın?” gibi ifadeler kullanabilir. Böylece çocuk hem oyun oynar hem de iletişim kurmayı öğrenir.

             Bazen aileler çocuğun zorlanmasını istemediği için onun yapabileceği işleri de kendileri yapabilir. Ancak çocuğa kendisini anlatması için fırsat vermek önemlidir. Örneğin çocuk bir oyuncağı istediğinde hemen oyuncağı vermek yerine, isteğini anlatması için ona biraz zaman tanınabilir. Çocuk konuşabiliyorsa konuşarak, konuşamıyorsa kullandığı başka bir iletişim yöntemiyle isteğini anlatabilir. Buradaki amaç çocuğu zorlamak değil, kendisini ifade etmesi için ona fırsat vermektir.

             Sosyal becerileri desteklemek için evde uzun çalışmalar yapmak gerekmez. Günlük hayat bunun için birçok fırsat sunar. Çocukla birlikte yemek hazırlanabilir, alışveriş yapılabilir, parka gidilebilir, oyun oynanabilir veya kitap okunabilir. Kitap okurken resimler hakkında konuşmak bile güzel bir fırsattır. Örneğin kitapta üzgün bir çocuk varsa “Sence çocuk neden üzülmüş?” diye sorulabilir. Çocuğun cevabı kısa olabilir. Önemli olan onun düşünmesini ve kendisini ifade etmesini desteklemektir.

            Çocukların yaşıtlarıyla vakit geçirmesi de sosyal gelişimleri için önemlidir. Ancak bazı çocuklar arkadaşlarının yanına gidip oyuna katılmakta zorlanabilir. Böyle durumlarda çocuğa küçük destekler verilebilir. “Arkadaşına merhaba diyebilirsin.”, “Top oynuyorlar, sen de top isteyebilirsin.” veya “Arkadaşına topu verebilirsin.” gibi basit yönlendirmeler yapılabilir. Çocuk zamanla bu davranışları daha az yardımla yapmaya başlayabilir.

            Her çocuğun gelişim hızı farklıdır. Bir çocuk kısa sürede arkadaşına “merhaba” diyebilirken başka bir çocuğun bunu öğrenmesi daha uzun sürebilir. Bir çocuk konuşarak iletişim kurabilirken başka bir çocuk işaret ederek, resim göstererek veya farklı bir iletişim yöntemi kullanarak kendisini anlatabilir. Bu farklılıklar çocuğun iletişim kuramayacağı anlamına gelmez. Önemli olan çocuğun kendisini anlatabilmesi ve çevresiyle iletişim kurabilmesidir.

            Çocukları birbirleriyle karşılaştırmak yerine kendi gelişimlerine bakmak daha doğru olur. “Geçen ay ne yapabiliyordu, bugün ne yapabiliyor?” sorusu çocuğun gelişimini anlamamıza yardımcı olabilir. Bir çocuğun ilk kez arkadaşına “merhaba” demesi, yardım istemesi, oyuncağını paylaşması veya birkaç dakika arkadaşıyla oyun oynaması küçük bir davranış gibi görülebilir. Ancak çocuk için bunlar önemli gelişimlerdir. Bu nedenle çocuğun yaptığı olumlu davranışları fark etmek ve onu desteklemek gerekir.

           Sosyal beceri öğretmenin amacı çocuğu başka çocuklara benzetmek değildir. Amaç çocuğun kendisini anlatabilmesini, ihtiyaçlarını ifade edebilmesini, insanlarla iletişim kurabilmesini ve günlük hayata daha rahat katılabilmesini desteklemektir. Çocuğun kendisini rahat ve güvende hissetmesi de bu sürecin önemli bir parçasıdır.

           SOMET olarak her çocuğun farklı olduğunu biliyoruz. Her çocuğun öğrenme şekli, ilgi alanları ve ihtiyaçları birbirinden farklı olabilir. Bu nedenle çocukları birbirleriyle karşılaştırmak yerine, her çocuğun kendi gelişimine odaklanıyoruz. Çocuğun konuştuğu, oyun oynadığı, seçim yaptığı ve çevresindeki insanlarla iletişim kurduğu her anı bir öğrenme fırsatı olarak görüyoruz.

Bazen bir oyun, bazen bir gülümseme, bazen bir yardım isteği ve bazen de sadece bir “Merhaba” çocuğun sosyal dünyaya attığı önemli bir adım olabilir. Çünkü her büyük gelişim, küçük bir adımla başlar.