Ailelere Öğütler

Davranışları Anlamak: Çocuğumuz Bize Ne Anlatıyor?

Çocuklarımızın ve özel gereksinimli bireylerin bazı davranışları zaman zaman aileler için zorlayıcı olabilir. Bağırma, ağlama, öfke nöbetleri, vurma...

Davranışları Anlamak: Çocuğumuz Bize Ne Anlatıyor?

Davranışları Anlamak: Çocuğumuz Bize Ne Anlatıyor?

Çocuklarımızın ve özel gereksinimli bireylerin bazı davranışları zaman zaman aileler için zorlayıcı olabilir. Bağırma, ağlama, öfke nöbetleri, vurma, eşyaları fırlatma, bir isteğinde ısrar etme veya bir etkinliği reddetme gibi davranışlarla karşılaşabiliriz. Böyle durumlarda ilk tepkimiz çoğu zaman davranışı hemen durdurmak olur. Ancak davranışı değiştirmeye çalışmadan önce onu anlamaya çalışmak, bize daha etkili bir yol gösterebilir.

Çünkü davranışlar çoğu zaman bir iletişim biçimidir.

Özellikle kendini sözel olarak ifade etmekte zorlanan bireyler, ihtiyaçlarını ve duygularını davranışlarıyla gösterebilirler. Bu nedenle bir davranış ortaya çıktığında kendimize “Neden böyle yapıyor?” sorusunun yanında “Bize ne anlatmaya çalışıyor olabilir?” sorusunu da sormamız önemlidir.

Davranışın arkasında ne olabilir?

Her davranışın tek bir nedeni yoktur. Çocuğumuz aç, yorgun veya uykusuz olabilir. Gürültülü bir ortamdan rahatsız olabilir, istediği bir şeyi elde edememiş olabilir ya da bir etkinliği yapmak istemiyor olabilir. Bazen de yalnızca ilgi görmek veya yardım istemek için bir davranış ortaya çıkabilir.

Örneğin çocuğumuz her telefon elinden alındığında öfkeleniyorsa, yalnızca “Telefon bağımlısı” veya “Söz dinlemiyor” şeklinde değerlendirmek yerine duruma biraz daha yakından bakabiliriz.

Telefonu ne kadar süre kullandı?

Telefon bir anda mı elinden alındı?

Bırakacağı önceden söylendi mi?

Telefonun yerine başka bir etkinlik önerildi mi?

Çocuğumuz o sırada yorgun veya huzursuz muydu?

Bu sorular davranışın nedenini anlamamıza yardımcı olabilir.


Davranıştan önce ne olduğunu gözlemleyelim

Bir davranışı anlamanın en kolay yollarından biri, davranıştan hemen önce ve hemen sonra neler olduğunu gözlemlemektir. Örneğin çocuk bir etkinlik başladığında sürekli ağlıyorsa, etkinlik onun için zor olabilir. Bir isteği reddedildiğinde bağırıyorsa, kendisini başka bir şekilde ifade etmeyi henüz öğrenmemiş olabilir.

Bu noktada davranışı sadece “problem” olarak görmek yerine, davranışın hangi koşullarda ortaya çıktığını gözlemlemek önemlidir.

Aile olarak birkaç gün boyunca küçük notlar almak bile bize önemli bilgiler sağlayabilir:

Ne oldu? → Çocuk ne yaptı? → Biz nasıl tepki verdik?

Bu üç soruya verilen cevaplar, davranışın altında yatan ihtiyacı anlamamıza yardımcı olabilir.

Sadece “Yapma” demek yeterli olmayabilir

Çocuklarımızdan istemediğimiz bir davranışı bırakmalarını beklerken, yerine ne yapabileceklerini de öğretmemiz gerekir.

Örneğin:

“Bağırma!”

demek yerine,

“İstediğini bana söyleyebilirsin.”

veya

“Kızdığında ‘istemiyorum’ diyebilirsin.”

demek daha öğretici olabilir.

Benzer şekilde, bir çocuk vurmak yerine konuşarak yardım istemeyi öğrenebilir. Bir şeyi fırlatmak yerine “yardım et” demeyi öğrenebilir. Buradaki amaç yalnızca problem davranışı ortadan kaldırmak değil, aynı ihtiyacı daha uygun bir davranışla ifade etmeyi öğretmektir.

Olumlu davranışları fark edelim

Aileler bazen çocuklarının yaptığı olumlu davranışları fark etmekten çok, problem davranışlara müdahale etmek zorunda kalabilir. Ancak olumlu davranışları fark etmek de en az problem davranışlara müdahale etmek kadar önemlidir.

Çocuğumuz güzel bir şekilde beklediğinde:

“Beklediğin için teşekkür ederim.”

Bir isteğini uygun şekilde ifade ettiğinde:

“İstediğini söyleyerek anlatman çok güzel.”

Kendi eşyasını topladığında:

“Eşyalarını yerine koyduğunu gördüm.”

demek, çocuğun hangi davranışının olumlu olduğunu anlamasına yardımcı olur.

Övgünün uzun olması gerekmez. Önemli olan, olumlu davranışın hemen ardından verilmesi ve mümkün olduğunca davranışın kendisine yönelik olmasıdır.

Sınırlar da çocuklar için gereklidir

Çocuğumuzu anlamaya çalışmak, her istediğini yapmamız gerektiği anlamına gelmez. Aksine, açık ve tutarlı sınırlar çocukların kendilerini daha güvende hissetmelerine yardımcı olur.

Ancak sınır koyarken mümkün olduğunca sakin, kısa ve anlaşılır bir dil kullanmak önemlidir.

Örneğin:

“Şimdi telefon zamanı bitti. İstersen birlikte oyun oynayabiliriz.”

Bu ifade hem sınırı belirler hem de çocuğa başka bir seçenek sunar.

Evdeki yetişkinlerin benzer durumlarda benzer tepkiler vermesi de önemlidir. Bir davranışa bugün izin verip yarın çok sert tepki vermek, çocuğun sınırları anlamasını zorlaştırabilir.

Sabır ve tutarlılık

Davranış değişikliği çoğu zaman bir gecede gerçekleşmez. Özellikle uzun süredir devam eden davranışların değişmesi zaman alabilir. Bu süreçte ailelerin kendilerini başarısız hissetmemeleri önemlidir.

Amaç her zaman kusursuz bir şekilde davranmak değil; çocuğumuzu biraz daha iyi anlamak, uygun davranışları desteklemek ve gerektiğinde yardım istemektir.

Unutmayalım ki çocuklarımızın davranışları bazen kelimelerle söyleyemedikleri şeyleri anlatır.

Bir davranışı yalnızca durdurmaya çalışmak yerine, önce onu anlamaya çalışmak bize önemli bir ipucu verebilir.

Çünkü çocuğumuzun davranışının arkasındaki ihtiyacı gördüğümüzde, ona yalnızca “ne yapmaması gerektiğini” değil, kendini nasıl daha uygun bir şekilde ifade edebileceğini de öğretmeye başlamış oluruz.

Her davranış bir mesaj olabilir. Önemli olan, o mesajı birlikte anlamaya çalışmaktır.


                                                                                                                                                                                     Hazırlayan: Psikolog Ömer